İsrail’in Dürzilerle ilişkisi, Arap toplumlarıyla politik ayrımın bir sonucu olarak şekillendi. İsrail, Müslüman Araplarla çatışma eksenli bir politika izlerken, Dürzilere ayrıcalıklı bir pozisyon tanıdı. Bu ilişki, yıllar boyunca iç politikada ve dış müdahalelerde bir koz olarak kullanıldı. 1956’da, Dürzilere zorunlu askerlik yasası getirilerek “sadakat testi” uygulandı ve bu durum toplum içinde ayrılığa neden oldu.
İsrail ordusunda kurulan ve yalnızca Dürzilerden oluşan Herev Taburu, ülkenin çeşitli saldırılarında etkin rol oynadı. Ancak 2018’de kabul edilen Ulus Devlet Yasası, Dürziler arasında eşitsizlik ve ayrımcılık tartışmalarını alevlendirdi. Genç Dürziler arasında askerliği reddetme oranı artarken, sadakat karşılığında eşit vatandaşlık talepleri yükseldi.
İçerideki çatlaklar sonrasında İsrail, Dürzileri dışarıda, özellikle Suriye’de yeni rollerle konumlandırmaya başladı. Ancak 2023’ten itibaren, İsrail destekli Dürzi grupların Süveyda’da kışkırtmalarıyla bölge istikrarsızlaştırıldı. Bu durum, vekil savaşlarının bir parçası haline geldi ve çatışmalar Temmuz 2025’te doruğa çıktı.
İsrail’in desteklediği milis yapılarına karşı çıkan Lübnan’daki Dürzi lider Velid Canpolat, İsrail müdahalesini reddederek bölgesel hesaplaşmalara karşı çıktı. Bu tutum, Dürzi toplumu içindeki bölünmeyi ve İsrail’e karşı farklı seslerin olduğunu gösterdi. Süveyda’daki gelişmeler, dini liderler arasında da farklı tutumları ortaya çıkardı.
İsrail’in Dürzilerle kurduğu ilişki, artık sadece sembolik bir sadakat ittifakı değil; doğrudan savaş coğrafyasında kullanılan bir vekalet düzenidir. Dürziler içeride sadakatle sınanırken, dışarıda silahlı uzantılara dönüştürülüyor. Süveyda’da yaşananlar, bir güvenlik krizinin ötesinde, açık bir etnik mühendislik operasyonu olarak değerlendiriliyor.
Reklam & İşbirliği: [email protected]